Asia Gürcistan Tiflis

TİFLİS… Doğu’nun Avrupa’sı

3 Ekim 2017

                                   

EDA İVGEN TABAN

Gürcistan’a olan yolculuğumuzun başlangıcı Kemal’in yıllardır süregelen “Gürcistan’a gidelim, size dedemin büstünü göstereceğim.” Talebiyle başladı. Volkan’ın da damarlarındaki Gürcü kanı alevlenince,  Pegasus’tan aldığımız İstanbul- Tiflis biletiyle Ramazan Bayramı döneminde yola çıkmaya karar verdik. Yolculuğumuz yaklaşık 2 buçuk saat sürdü.  Bu arada biletler Avrupa rotalarından pahalı. Dedeyi görebildik mi? Onu da Batum yazısında anlatırız. Sürpriz olsun.

Tiflis Havalimanı’na vardığımızda taksicilerle olan kıran kırana mücadelemiz başladı. Baya “aldım, verdim, ben seni yendim” usulü pazarlıkla 180 Lari’den açılan taksi tutaruı 40 Lari’ye indi. Nasıl bu kadar indi demeyin, normalinin 20 lari olduğunu dönüşte anladık. Kimse kusura bakmasın ama Gürcü taksiciler tam bir akbaba.

Havaalanının çıkışında şehir merkezine giden bir halk otobüsü var. Bir kuvvet taksicilerden sıyrılıp buna yöneldiğimizde İngilizce bilmeyen şoför eliyle 5’i gösterdi. Yanımızda duran başka bir akbaba, “50 Lari diyor, taksiye binsenize daha ucuz” diye bizi faka bastırdı. Biz bastık, siz basmayın.

Gürcistan Ucuz Uçak Bileti 🙂

Zorlu bir mücadelenin ardından gece 4 civarı Old town’da bulunan Hostel Anchi’ye vardık. Hostelin sokağı bizi o sessizliğin içinde ayrı bir büyüledi. Tuğla binaların arasında ve bir şarap evinin bahçesiyle komşu. Hostelden çok bir şey beklemeyin, ama çevresi epey güzel. Sırtınızı hostele verip sola doğru ilerlediğinizde birkaç metre ilerisinde Anchiskhati Basilica ve muhteşem kukla tiyatrosu Rezo Gabriadze Marionette Theater var. Tabii birkaç tane de çok sevimli kafe- bar. Gabriadze Marionette Theater’ın bir kukla tiyatrosu olduğunu öğrendiğimizde artık bilet bulmak için çok geçti. Tüm biletler 1 haftalık süre boyunca tükenmişti. Eğer buraya gelirseniz, önceden biletinizi ayırtın. Öğrenci 10 Lari, tam 13 Lari. Biz giremediğimiz için oldukça üzüldük.

tiflis

Tiflis’e tepeden bakış

Hostelin sağ tarafına doğru devam edince tarihi yerlere varıyorsunuz. Biz kendimizi iyi bir haçapuriciye (Khachapuri) tesadüfen atıyoruz. Gürcistan tatili boyunca neredeyse 5 gün 5 farklı yerde yedik. Ama en iyisi Old Tiflis’te Kura Nehri’ne paralel duran Machakhela Restaurant.  Burası 24 saat açık ve yer bulmak zor. İlk gün kolayca bulduk, ikinci gün kapıdan çevrildik. Haçapuriler 3 boyda geliyor. En küçüğünü almakta fayda var. Biz çok açtık orta boy aldık ama fazla geldi. Bir haçapuri tüm günün enerjisini verecek güce ve tok tutma yeteneğine sahip. Bu mekânda taş fırında pişiyor. Diğer yediğimiz yerlerde açma hamuru gibiyken, burada pide hamuru gibi. Fiyat da boyutuna göre 8 ile 10 lari arasında.

tiflis

Gürcü Ana Heykeli

Karnımızı doyurduysak şimdi sıra Metekhi Köprüsü’nü geçerek teleferiğe gelmekte. Teleferik 5 lari ve sizi Gürcü Ana heykeline çıkarıyor. Tiflis’i kuşbakışı izlediğiniz bu yerde başka da bir numara yok. Tepenin ardı ise Tiflis Botanik Parkı. Onun da girişi 5 lari. Teleferikle çıkıp yürüyerek indiğimiz yerde, gerçek Old Tiflis’e varıyoruz. Sülfür banyoları, küçük Pers dokunuşlarıyla ve çiniyle işlenmiş camisi ile bu alan gelinlerin de fotoğraf için uğrak yeri. Bu yoldaki küçük tabelaları takip ederek Tiflis Botanik Parkı’na çıkabilirsiniz.

Hamam

Tiflis bitti mi? Hayır! Sağlı sollu şarap evleriyle dolu Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürüyerek, cafeler, barlar, restoranlar ile dolu canlı sokaklarından birine geliyoruz. İşte burada Avrupalı oluyor Tiflis. Bizde sokakları Türkiye’nin bir yerine benzetmek gibi kalıtsal bir huy var ama adettendir, Tiflis’in Kadıköy’ü diyelim.  Fiyatları makul. Ete ve şaraba doymak isterseniz Zoestan, iyi bir yer. Bu sokaktaki hemen hemen her yer geleneksel Gürcü mutfağı yemekleri yapıyor. Bu mekânda sipariş ettiğiniz karışık ızgara ile 2 kişi rahatça doyabilirsiniz. Bir de soğanlı, kişnişli patates kızartması alabilirsiniz. Unutmadan söyleyelim, hemen hemen her yemekte kişniş (kinzi) var. Özellikle hıngalın içinde. Valla bir yere kadar lezzetli geliyor da bir süre sonra biraz iç bayıyor. Yalan yok! Zoestan’da el yapımı sofra şarabı, karışık ızgaralara makul fiyatlarla midenizde. Bu sokak boyunca biranızı, şarabınızı içip bir şeyler atıştıracağınız çok sayıda mekân var.

Özgürlük Meydanı ve hostele doğru devam ediyoruz. Hostelin yanındaki şarap evi uyanmış. İçeride heyecanlı ama sevimli bir çalışan var. Nostaljik bir sokak üzerinde küçük bir masada oturup, Gürcistan’ın en iyi şaraplarından olan Khvanchkara’yı şişesi 30 lari’ye içebilirsiniz. Bu arada khvanchkara üzümünün adı, şarap markaları değişiyor. Siz bu üzümden en makul fiyatlısını da içseniz gayet tatlı.

Şarap ülkesi Gürcistan’da genelde herkes kışlık şarabını evde yapıyor. Bizdeki salça, tarhana mantığı. Hamur işi, et ve şarap ülkesi olmasına rağmen sokakta pek sarhoş tip göremiyorsunuz. Adamıyla içiyor. Bu kadar şaraba da hepsi kanlı, canlı, güçlü, kuvvetli. Marketten alacağınız en sıradan 9 lari’lik şarap bile tadından yenmiyor.

Hostele sırtımızı verdiğimizde sol tarafa doğru yürüyoruz. Gece vakti ama sokaklar gayet güvenli. Uzun bir yürüyüşten sonra şehrin ve Kura Nehri’nin diğer tarafına Baratashvili Köprüsü’nden geçerek, modern Tiflis’e geliyoruz. “Tiflis bu kadar mı?” derken, bambaşka bir cadde karşımıza çıkıyor. Yine kafeler, barlar ve şarap evleriyle dolu. Yerel halk ve özellikle gençler burada. Caddenin adına haritadan bakmak isterseniz Shavteli st. Ama zaten yürürken, “Şurada ışıklı bir yer var neymiş acaba?”deyip merakınız sayesinde kolayca bulabilirsiniz. Buralarda eczaneler, marketler uzun süre açık. Bu caddede uzun süre takılabilir, gerçek Tiflis’i yaşayabilirsiniz.

İkinci gün, Shavteli St’i gündüz gözüyle de görelim dedik. Baratashvili Köprüsü’nden ileri devam edince Saarbruecken Köprüsü’nün altındaki Dedeana Park’ın içinde büyük bir bitpazarı kuruluyor. Flea Market’ta yok yok. Antika eşyalar almayı, bit pazarında dolaşmayı sevenler için oldukça güzel. Mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Ben 25 lari’ye güzel bir porselen kahve seti aldım mesela. Pazarın sonu yine Baratashvili Köprüsü’ne oradan da Shavteli St.’ye çıkıyor. Bu caddeyi bir de gündüz gözüyle gördükten sonra Old Tiflis’e geri dönüyoruz. Tiflis’in bir de Rustaveli bölümü ise canlı müzik çalan barların, büyük mağazaların olduğu bir bölüm.

Gabriadze Theather

 

Gabriadze Theath

Bu arada hem Tiflis’te hem de Batum’da özel taksi turlarla yakın şehirlere gidebilirsiniz. Borjomi, Kutaisi, Gori gibi şehirlere turlar var. Yaklaşık kişi başı 100 lari.

Yolculuğumuz Tiflis’ten Batum’a, Batum’dan Kutaisi ve tekrar dönüş uçağı için Tiflis’e devam ediyor. Tiflis – Batum arasındaki trenin övgüsüyle sabah yola çıktık. Hostelden tren garı taksiyle 10 lari. Ama hem hafta sonu hem de bize bayram olması sebebiyle tüm yerler dolu. Sabah, akşam hiçbir saate tren yok. Buradan yine taksiyle otobüs garına gidiyoruz. Burada da taksi yine 10 lari tutuyor. Şehir içi taksi ulaşımını 10 – 20 lari’ye çözebilirsiniz. İsterseniz  Sprinter tarzı minibüsler ile de şehir değiştirebilirsiniz ama pek iyi değil. Biz otobüs garından saat 10:00’a Metro Turizm’den yer buluyoruz. Yolculuk yaklaşık 5 buçuk saat. Çılgın bir otobüs şoförü ile Batum’a yolculuk başlıyor…

 

Neler yenir?

Adjara haçhapuri/ Khachapuri

Bol peynirli, ortasına yumurta kırılan, taş fırında yapılan harika pide. Pide önce kenarlardan koparılır, sonra ortadaki peynir ve yumurta ile buluşur. Balıkçı teknesi ile güneşin buluşmasını temsil ediyormuş kendileri. Yaklaşık 8 lari.

Hınkal / Hıngal

Kıymalısı, peynirlisi. İçi su dolu, dolu dolu mantı. Ucundaki hamurundan tutulur. Küçük bir ısırıkla içindeki su içilir, sonra kendisi yenir. Haşlama ya da kızartma şekli var. Ama genelde haşlamadır. Tanesi 2 lari.

Harço çorbası / Kharcho

İçinde et parçaları olan, yeşil soğanlı, kişnişli, pirinçli ve bol karabiberli harika bir çorba. Hem doyurucu hem de tüm hastalıkların şifası.

Ponçiki

Donat’a benzeyen, hamur içinde harika bir kreması olan, pudra şekerli müthiş güzel kokulu ve lezzetli bir çörek. Biz tesadüfen bir fırının önünden geçerken kokusuyla mest olup aldık, iyi de yapmışız. 2 lari.

Borjomi

Tuzlu deniz suyu gibi ama çok güzeli. Dünya mirasına giren doğal maden suyu borjomi, Borjomi ilinden çıkıyor. Yorgunluğu, baş ağrısını alıp vücudu temizliyor. Her markette ve restoranda var.

Hırdalan

Azerbaycan’da da içtiğimiz, yeşil gazlı su. Hırdalan bitkisinden yapılıyor. Gittiğiniz restoranlarda sofralarda sıkça görmeniz mümkün. Yemeğe önce Hırdalan ile başlanıyor. İçi ferahlatıyor.

Lemonade

Bizim bildiğimiz limonata değil. Armutlu, limonlu, elmalı gazoz. Bunların topuna lemonade deniyor. Azerbaycan’da da aynı şekilde.

Bira

Lokal bira tercihinizi Natakhtari üzerinden yapabilirsiniz.

Ve şaraplar…

Khvanchkara üzümünden yapılan Telavi şaraplarını öneririz.

 

Bir Önceki yazı: Sofia Ekspresi

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

Spam Protection by WP-SpamFree