Europe Genel Litvanya

PLUNGE… Seni hiç unutmayacağız Charlie’s Pizza

15 Aralık 2015
EDA İVGEN

EDA İVGEN

Plunge: Her şey Merve’nin gönüllü olarak 10 aylığına Litvanya’ya gidecek olmasıyla başladı. En yakın arkadaşım benden 10 aylığına uzaklaşmıştı ve ben onu çok özlemiştim. Yani gitmek farz olmuştu.

Yeni yeni başladığımız seyahatnamelere bu sefer Baltık ülkelerini ekleyecektik. Hem ziyaret hem seyahat bir arada olacaktı. Altı ay öncesinden THY’den yaklaşık –gidiş geliş- 600 TL’ye alınan uçak biletleriyle ilk heyecan başladı. Bekle bizi Merve, Litvanya’ya geliyoruz!

Haziran ayının son haftasına yaptığımız plana Kemal’in de katılmasıyla birlikte heyecan gittikçe artıyordu. “Oraya da gideriz, şunu da yaparız, bunu da görürüz” derken seyahat planı Letonya ve Estonya ile pekişti. Altı aylık bekleyişin ardından tatil günü geldi çattı.

Biz Geldik Litvanya!

Uçakla Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta inip şehir merkezine doğru gitmek için 2 numaralı otobüse bindik. Bizim burada 2 numara Kadıköy-Bostancı arasındaki seferken orada havaalanı ve şehir merkezine doğru gidiyordu. Şehir merkezine yaklaşık yarım saatlik bir otobüs yolculuğu yaparak geldik.

Vilnius, sana sonra döneceğiz.

Şehir merkezine geldiğinizde tren istasyonu ve şehirlerarası otobüs firmaları karşı karşıya. Tren istasyonundan Merve’nin bulunduğu şehre Plunge’ye gitmek için biletler alındı. Bu arada trenle, Litvanya’nın Baltık Denizi’nde kıyısı bulunan Klaipeda’ya yaklaşık 6 saatte gidebiliyorsunuz. Biz 5 saati tamamlayınca Plunge’de inecektik.
Vilnius – Plunge yolculuğumuz bir kopartmanda 5 saat sürdü. Yanımıza gelen gençlerin ve baba oğulun suratsızlıklarından pek bahsetmiyorum. Trenle yolculuğumuz büyük bir heyecanla devam ediyordu. Yüzümüzdeki mutlulukla çocuklar gibi şen, gördüğümüz her şeyden ekstra mutluluk duyuyorduk. Ve işte en çok yapmak istediğimiz şey başladı: Yanımızdaki yolcuların Türkçe bilmemesinden faydalanarak hiç konuşmadığımız kadar konuşmak. Hep imrenmiştim Taksim – Karaköy tünelinde hakır hakır konuşan yabancılara. Artık biz de yabancıydık!

Beş saatlik yolculuktan sonra Litvanya’nın Konya’sı sayılabilecek Plunge’ye vardık. Konsolosluğun Kemal’i arayıp “Plunge’ye niye gidiyorsunuz ki oraya kimse gitmez.” deyişini ufak ufak anlıyorduk. Ama Plunge bizim için ziyaretti. Merve’yi de ardımıza alıp gezmelere başlamak için bir iki günümüz vardı.

plunge

plunge

Haziran sonu ahmakıslatan yağmuru!

Birden başlayan yağmurla 10 dakikada donumuza kadar ıslanmamız Litvanya’nın bize ilk sürprizi oldu. Litvanya’nın şakası yoktu. Yağmurun ahmakıslatan olmakla pek alakası yoktu. Bildiğiniz şakır şakır sağanak ve sel. Ahmakça olan bizim yaklaşık 8 günlük geziye tek ayakkabıyla gelmiş olmamızdı. Ve bu durum bize marketten aldığımız 4 euro’luk, yürüdükçe tabanı çıkan ayakkabılarla tüm tatili geçirmemize neden oldu. Olsun, her şey yine de güzeldi. Ülkemizden çok çok uzaktaydık bu bile mutlu olmaya yeterdi.

Küçük küçük üçgen çatılı evler ile görünüşte harika bir şehirdi. Bizim kalabalık metropolümüze göre kasaba da diyebiliriz. Yemek yiyebilmek için bizi bekleyen Charlie’s Pizza’ya çok şey borçluyduk. Çünkü başka yer pek yoktu.

plunge

plunge


21 Haziran En Uzun Gece

En uzun geceyi Plunge’de doyasıya, kanımızın son damlasına kadar yaşadık. Saat gece 22.00. Kafamızı pencereden uzatıyoruz hâlâ gündüz! Saat 23.00 – 24.00 anca alacakaranlık! Kış vakti saat 17.00’e kararan havadan çıkan biz güneyliler için en güzel deneyim buydu. Beyaz Geceler!

 

Plungės Rajona Savivaldybės Viešoji Biblioteka

Plunge bizi sevmişti. Plunge bizi içine almıştı. Yemyeşil harika bir parkın içinde yer alan Plunge Kütüphanesi, Merve’nin gönüllü olarak çalıştığı yerdi. Ve inanır mısınız, herkes bize hastaydı. Kendimi bir an barış elçisi Angelina Jolie gibi hissetmedim değil. Çay partilerine bile davet edildik. Bu ilgi bizi dakikadan dakikaya şaşırtıyordu. Bir sürü kadın karşımızda oturmuş, bize kekler ve çaylar ikram ederek ilgiyle bizi dinliyordu.
Aramızda Türkçe konuştuğumuzda kadınların (kütüphane müdüresi gibi önemli kişiler olduğunu da belirteyim) bizi büyük bir hayranlıkla dinlemesini aklımız almıyordu. Büyülü bir ormanda bizi besleyip şişmanlatıp sonra yiyeceklerini düşünmek çok mu ayıp olurdu?

 

Yalan yoktu, bu ilgi bizi biraz tedirgin etsene epeyce hoşumuza gitmişti. Bir daha yolumuz düşer mi bilinmez ama Plunge’de ardımızda bizi heyecanla dinleyen teyzeler bırakmıştık.

Bir ateşe gibi görevimizi tamamladıktan sonra Letonya’ya olan yolculuğumuz başlıyordu. Riga’ya gidiyoruz.

plunge

plunge

Eda İvgen Taban

instagram/salmakis_

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

Spam Protection by WP-SpamFree